.
mondo bebek mobilya

     İçerik

· Doğum Kontrol
· Kadın ve Sağlık
· Bebek İstiyoruz
· Bebek Bekliyorum
· Doğum
· Emzirme, Anne Sütü
· Yenidoğan Bebek
· Bebek Gelişimi
· Bebek ve Beslenme
· Bebek Büyüyor


     Sağlık

· Hastalıklar
· Bebek ve Aşı
· Psikolog Gözüyle
· Ağız, Diş Sağlığı


     Ekstra

· Tüp Bebek
· Hamile Eğitim
· Bebek Odası
· Bebek ve Güvenlik
· Anaokulu Yuva
· Bebek ve Müzik
· Bebek ve Oyuncak
· Bebek ve Burçlar
· Kadın & Güzellik
· Kadın & Yemek


     Online Alışveriş




     Üyelerimiz İçin

· İçerik
· Günlük
· Duyurular
· Yazı ve Haber Arşivi
· Üyelerimizin Yazıları
· Yazı ve Haber Gönder
· Faydalı Web Linkleri


     Kullanıcı Bilgileri
Hoşgeldin, Misafir
Üye Adı
Şifre
(Kayıt Ol)
Üyelik:
Son Üye: aysays
Bugün: 0
Toplam: 22015

Şu An Bağlı:
Ziyaretçi: 27
Üye: 0
Toplam: 27

 Ergenlikte fazla kilolarla başetme – Gençlere öneriler

ÇocukBen bir çocuk hastalıkları uzmanı ve anne olarak oğlumun fazla kilolarıyla uğraşmak durumunda kaldım. 7-10 yaşları arasında oğlumun tartısı boyundan 2 standart deviyasyon yüksek seyretmeye başladı.

Yoğun spor yapmasına rağmen ( haftada 5 gün, günde 2 saat yüzme takımında antreman yapıyordu) kilolarıyla savaşması gerekti. Yaşının fazla kilolarını çok dert etmeyeceği kadar küçük olduğunu düşünmüştüm. Ancak dış görünümle ilgili çevre baskısı o kadar erken başlamıştı ki oğlum bu yaşlarda bile fiziğinin fazla kilolarla bozulduğunu düşünüyor, bu konunun yanında konuşulmasını dahi hiç istemiyordu.

Bakın literatür ne diyor çocuklardaki fazla kilo sorununun çözümüyle ilgili:
Okul çıkışlarında ortaokul ve lise öğrencileri arasında fazla kilolu gençlere sıklıkla rastlıyoruz. Obesite bugün gençliği olumsuz etkileyen en önemli salgın. Önlemler alınıp gençlerin bilinçlenmesi sağlanmazsa 21. Yüzyıl yaşam modelinde bu sorun gittikçe artacak. Gençlikte alınan kiloların daha ileri yaşlarda obesiteye dönüşme olasılığı % 80. Bu nedenle kilolu gençlerin bu kilolardan nasıl kurtulacaklarını onlara anlatmak gerekiyor.

OBESİTENİN TANIMI :
Vücut kütle oranı
tartı (kg) / Boy (cm) X Boy (cm) x 10000. Vücut kütle oranı cinse, yaşa göre değişir. Bu nedenle her çocuk için hesaplanmalı ve erkek/ kız vücut kütle oranı
çizelgesindeki % değeri bulunmalıdır. Çocuğun bundan sonraki takipleri obesite açısından taşıdığı riske göre ayarlanmalıdır. Bu oran 85 % - 94% arasında ise ‘obesiteye meyilli’, % 95’in üzerinde ise ‘obez’ kabul edilir.

FAZLA KİLOLARIN OLUMSUZ ETKİLERİ NELER?
Genelde kadınlarda her dönemde vücut yağ oranı erkeklere göre % 25 daha fazladır. Ancak erkek tipinde yağ depolama sakıncalıdır. Erkek tipi yağ depolama özellikle vücudun üst kısmında ve cilt altında değil iç organlarda olur. Özellikle bel bölümü geniş, göbekli ELMA tipi şişmanlıktır. Kardiyovasküler Riskler: Vücutta yağ ve şeker dengesinin bozulması ile seyreden bir dizi kalp ve damar hastalıkları erken yaşlarda başlar. Yüksek tansiyon fazla kilolu çocuklarda daha iki yaşında iken görülmeye başlar. Vücut kütle indeksi % 85’in üzerinde ise risk başlar. Erken başlayan tansiyon problemleri yaşam boyunca devam eder ve kalp etkileri daha erken yaşlarda görülür. Fazla kilolu çocukların damarlarının cidarlarında geri dönüşümsüz değişiklikler başlar.
Tip 2 Diyabete meyil: İnsülin salgılanmasının azalması ve insüline direnç gelişmesi sonucu kan şekerleri yüksek seyretmeye başlar. Son 10 yılda obesitenin artması sonucu ergenlikte başlayan tip 2 diyabeti nedereyse bir salgın haline geldi. Tip 2 diyabet gelişimi sinsidir ve bazen tanıdan önce komplikasyonu ile tansı konur. Örneğin retina hastalığı nedeniyle görmenin bozulmasının araştırılması sonucu fazla kilolu bir çocukta tip 2 diyabeti tanısı konur.
Erken ergenlik ve yumurtalıklarda polikistik hastalık: Kız çocuklarında ciltaltı yağ dokusunun artması kemik gelişimini hızlandırır. Polikistik over hastalığı hem adet düzensizliklerine hem de üreme yetersizliklerine neden olabilir. Erkeklerde ise ergenlik gecikir ve yetersizlikler olabilir. Erkeklerde yağ dokusundan salgılanan aromataz, testesteronu ( erkeklik hormonu) östrojene çevirir ve göğüslerde büyüme olur. Kilo kaybı hem erekeklerde hem de kızlarda görülen ergenlik problemlerini geriletir. Bu nedenle de fazla kiloların kaybedilmesi önemlidir. UYKU apnesi: Fazla kilolu çocukların % 94’ünde gece uykusuzluk, huzursuz uyuma, gündüz uyuklama ve yorgunluk bulguları vardır! Uyku apnesi olan çocuklarrın okulda konsantrasyon problemleri olur ve akademik başarısızlıkları olur. Uzun süren uyku apneleri oksijensizliğe neden olur ve akciğer tansiyonu yükselerek kalp yetersizlikleri gelişir.
Ortopedik problemler: Aşiırı kiloları taşıyamayan iskeletin alt kemiklerinde kemik uçlarında kaymalar olur. Diz ve kalça ağrısı yaşayan ve obez olan çocuklarda kemik kayması mutlaka araştırılmalıdır.
Safra kesesi taşları: Çocuklarda safra kesesi taşlarının en önemli nedeni fazla kilolardır. ani sağ taraflı karın ağrısı (omuza vuran) bu tanıyı düşündürür. Psikolojik problemler: Fazla kilolu gençlerde davranış bozukluklarının olması neredeyse olmazsa olmaz bir kural. Ne gibi psikolojik problemleri oluyor? Vücudunu beğenmeme, özgüven eksikliği, depresyon, kaygı sorunları gibi geniş bir yelpaze. Şişmalıkla nasıl başettikleri de önemli. Eğer diyetisyen kontrolünde bilinçli bir tartı kontrol programı uygulanıyorsa davranış bozuklukları daha az sıklıkla görülüyor. Şişmanlık sorunuyla bilinçsiz başetme yöntemlerine başvuran gençlerde ise psikolojik sorunlar daha ağır seyrediyor. Bozuk yeme alışkanlıkları (çok yiyip kendini kusturma, uzun oruçlar, ağır diyetler ) olan gençlere konuyu açmaktan çekinmemeli ve onlara birkaç seçenekli çözümler sunulmalıdır

Fazla kilolu bir gence en uygun yaklaşım:
Vücut kitle oranı ‘obesite’ veya ‘obesiteye meyil’ sınırındaysa yani çizelgede % 85’in üzerindeyse ileri değerlendirme yapılmalı

Muayene: Tartı, kilo, bel çeperi ölçümü, vücut kitle oranı, tansiyon ölçümü, ciltte boyun ve kasık kıvrımlarında kadifemsi cilt rengi koyulaşması
Büyüme seyri: Senelik tartı ve boy seyri, aşırı tartı alımı ne zaman başladı
Risk faktörleri:
Durgun, hareketsiz yaşam
Doğum tartısının haftasına göre geri olması
Bebeklikte mama ile büyüme

Aktivite seviyesi:
Okula gidiş-geliş, ders aralarındaki hareketleri, okul sonrası yaşamı
TV seyretme süresi/gün, gameboy oyunları süresi/gün

Beslenme alışkanlıkları:
Kahvaltı-Öğlen –Akşam yemekleri detayları, atıştırılan gıdalar, fast-food yatkınlığı, içilen içecekler. Haftada 3 kere veya daha sık fast food yeme

Aile hikayesi: Anne, baba kardeşlerin yaşlarına göre kilo durumları, ailede 40-50 yaş arasında erken ölümler
Laboratuvarlar:
Açlık kolesterol( HDL, trigliserit, LDL), Açlık kan şekeri ve insülin seviyesi. Eğer sınırda değerler varsa oral glükoz tolerans testi (İleri tetkik, tarama olarak kullanılmamalı)
Tiroid testleri (T3, T4, serbest T4, TSH)
Kan sayımı.

YAŞAM TARZINI DÜZENLEME: SPORSUZ DURGUN YAŞAMA SON
Televizyon, video oyunları ve gameboy’lar çocuklarımızın çok değerli zamanlarını oturarak harcadıkları aktiviteler. Durgun yaşamın azaltılması için çaba sarfedilmeli ve çocuk mutlaka harekete yönlendirilmelidir.
Çocukların ve ergenlerin günde 30-60 dakika süreyle düzenli spor yapmaları ve günde en fazla 2 saat TV veya video oyunlarına zaman harcamaları önerilmektedir.

Düzenli fizik aktivitenin gençlere faydaları:
1- Kendine güveni artar
2- Sigara ve uyuşturucudan uzak kalır
3- Akademik başarısı artar

Durgun yaşam saatlerinin azaltılması için:
Okulda okul sonrası aktivitelere katılma
Televizyona ancak günlük spor aktiviteleri yapıldıktan sonra izin verme
Arkadaş gurubunu aktif, spora düşkün çocuklarla oluşturmak

Sporu destekleyen bir yaşam tarzı:
Örnek olmak için anne-babanın da yürğyğşlere katılması, Pazar sabahı sporu, aile veya arkadaş toplantılarını dış mekanlarda spor yaparak gerçekleştirmek Durgun yaşam şeklini değiştirmek üzere fazla kilolu çocuğun fikrine danışmak, kendi aktivitesini kendisinin planlamasını sağlamak Aktivite seviyesini artıran çocuğu ödüllendirmek: Yürüyüş yapmaya başlayan çocuğa XX kilometrede yeni spor ayakkabısı almak gibi. Bu amaçla yürüme sayacı takarak kendini kaydetmesi sağlanabilir
Spor yapmasını engelleyen faktörleri aşmasını sağlamak: Kar yağdığı gün futbol oynayamayan kilolu gencin o gün karları kürekle temizlemesi de çok aktif bir spor yapmasını sağlar.

KÖTÜ BESLENME ALIŞKANLIKLARI:
Erişkinin bir haftada yarım kilo verebilmesi için günlük beslenmesinden 300-500 kalori kesinti yapması gerekir. Gençlerde aynı oranda kilo kaybı için günlük kesinti 150-250 kalori kadardır.
Gençlerin genellikle yaşam tarzları ve bulundukları mekanlar sağlıklı beslenme seçeneklerinin az olduğu yerlerdir. Okul kantinleri, kafeler, internet kafeleri gibi... Kilo kaybetmesi gereken bir gencin diyet kontrolü için yapılması gerekenler: Güvendiği bir diyetisyen gözetiminde olmalıdır
Diyet önerileri yazılı verilmelidir
Anne-babasının kontrolünde diyete başlamalıdır.
Aylık takipler son derece önemlidir.
Öğün atlama, uzun açlıklar gibi zararlı diyet alışkanlıklarından keçınmasını sağlamak gerekir

Önlemler ve takipler: Yukarıda sözünü ettiğimiz hayat şekli değişiklikleri fazla kilolarla savaşmanın esasıdır.
1- Beslenme değişiklikleri : En önemli noktalar porsiyonların azaltılması, yüksek kalorili atıştırma ve şekerli içeceklerin kesilmesi
2- Aktiviteler artacak ve spor katılımları artacak: Sadece beslenme değişiklikleri yeterli olmuyor. Alınan kalorinin azaltılmasıyla birlikte metabolizma yavaşlıyor ve vücut enerji harcamalarını en aza indiriyor. Kilo kaybı için günde 30-60 dakikalık yoğun egzersiz gerekiyor. Egzersiz aynı zamanda insüline direncinin gelişimini yavaşlatıyor ve damar cidarlarındaki esnekliğin bozulmasını önlüyor.
3- Diyetisyen takibi: Tartı kaybı planı. Aşırı kiloların düzeni kaybı önemlidir. Kilo kaybının palnlanan programa göre yavaşlaması durumunda yeni ayarlamalar gerekiyor. Bu nedenle çocuk diyetisyeniyle yakın takip gerekiyor.
4- Pedagog ile takip: Arkadaş edinememe, kilolarından utanma, aşırı problem etme nedeniyle bu konuda konuşmama, aile fertleriyle sürtüşme, fazla kilo problemlerini başka sorunlar olarak ortaya çıkarma çok sık görülen poblemlerdir. Bu durumlarda mutlaka çocuk psikoloğundan yardım almak gerekir. Sorunu gözardı ederek çocuğun fazla kilolarına çözüm aramamak sorunları daha da derinleştirir.
5- İlaç tedavisi ne zaman gerekir? Diyet ve egzersiz bazen yetersiz kalabilir. Eğer fazla kilolara ek problemler başladıysa bu durumda ilaç tedavisi gerekir: Lipid profilinde bozulma, hipertansiyon, insülin direncinin artması ve diyabet. Diyabet için kullanılan metformin aynı zamanda karaciğer yağlanması, overdeki polikist hastalığın önlenmesi gibi olumlu etkiler de yaratmaktadır. Tansiyon takibi yapılmalı. Doktor ofisinde sakin ve otururken bile yüksek ise evde bakılmak üzere uygun manşonlu bir tansiyon aleti edinilmeli ve tansiyon takip notları tutulmalıdır.

Lipid profili bozulmuşsa da tedavi gerekir. LDL’nin 130mg/dl’nin altında tutulması hedeflenmektedir. Altı aylık diyet ve aktivite ayarlanması sonucunda LDL 160 mg/dl’nin üstünde ise ilaç tedavisi gerekir. Eğer ailede kalp hastalığı riski yüksekse LDL 140-160 arasında iken tedaviye başlanması önerilmektedir.

Hazırlayan: Dr Gülnihal Şarman
Yenidoğan ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı
Tarih: 14 Nisan 2008
İletişim :
0212 263 65 00






     İlgili Bağlantılar
· Daha fazla Çocuk


En çok okunan haber: Çocuk:
Anaokuluna başlama yaşı ne olmalıdır ?


     Haber Puanlama
Ortalama Puan: 4.17
Toplam Oy: 23


Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayırın:

Mükemmel
Çok İyi
İyi
İdare Eder
Kötü



     Seçenekler

 Yazdırılabilir Sayfa  Yazdırılabilir Sayfa

 Bu Haberi Arkadaşına Gönder  Bu Haberi Arkadaşına Gönder


İlgili Konular

Çocuk

Üzgünüm, bu yazı için yorumlar aktif değil.

     Üye Girişi
Üye Adı

Şifre

Yeni Üye Girişi

     Tavsiye


     Yazarlarımız

· Doktorlarımız
· Mavi Psiklojik Dan.


     Arama



     Erişim
· Bize Ulaşın
· Sponsorluk Reklam
· İçerik Ortaklığı
· Basın Bültenleriniz
· Arkadaşına Öner
· Faydalı Web Linkleri
· Site Ekle


     Anket
Çocuğunuzun Kaç Yaşında Yuva veya Anaokuluna Başlamasını Tercih Edersiniz?

0-1 yaş arası
1-2 yaş arası
2-3 yaş arası
3-4 yaş arası
4-5 yaş arası
5-6 yaş arası



Sonuçlar
Anketler

Toplam Oy 39363




Yasal Uyarı - Kullanım Kuralları - Bize Ulaşın . Arkadaşına Öner

DİKKAT! Minikeller.com' un içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Her tıbbi sorun hekim tarafından ayrıntılı olarak dinlendikten, hasta muayene edildikten, gerekli laboratuar ve röntgen tetkikleri yapıldıktan sonra sonuçlandırılabilir. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. minikeller.com sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Belirli bir tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi için mutlaka doktorunuza danışın. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır.



Minikeller.com © 2003 - 2006 HER HAKKI SAKLIDIR.
Web Sitemiz En İyi İnternet Explorer 5.5 ve Üzeri Tarayıcı ve 1024 x 768 Çözünürlükte Görüntülenir